Nefes darlığını yaşa bağlamayın!

Didem Seymen - Bazı hastalıklarda akciğer dokusu esnekliğini kaybederek sertleşmeye başlıyor. Akciğerin hava keseciklerinin çevresindeki dokuda gelişen bu kalıcı hasar ve yara dokusu oluşumu, oksijenin kana geçişini zorlaştırıyor. Bu tabloya genel olarak pulmoner fibrozis, yani akciğer dokusunda nedbeleşme ve sertleşme ile seyreden hastalıklar deniyor.

17 Eyl 2026 - 07:30 YAYINLANMA
Nefes darlığını yaşa bağlamayın!

‘Belirgin olmayabilir’

Medicana Ataköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Servet Kayhan, “Bunların içinde en çok bilinenlerden biri ise idiopatik pulmoner fibrozis (IPF). “İdiopatik” kelimesi, hastalığın kesin nedeninin ortaya konamadığı anlamına geliyor. Ancak nedeninin tam olarak bilinmemesi, risk faktörlerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bu hastalığın en önemli noktası hastalığın başlangıçta kendisini çok belirgin şekilde göstermeyebilmesi” dedi.

Yorgunluk, öksürük

Pulmoner fibrozisin ilk belirtilerinin çoğu zaman sıradan görülebildiğine değinen Prof. Dr. Servet Kayhan, “Özellikle eforla ortaya çıkan nefes darlığı, kuru öksürük, çabuk yorulma ve kişinin daha önce rahat yaptığı aktivitelerde zorlanması önemli belirtilerdendir. Ancak kişiler bu değişiklikleri “Yaşım ilerledi”, “Biraz kilo aldım”, “Kondisyonum düştü” veya “Sigara içtiğim için böyle” şeklinde yorumlayabilir. Oysa açıklanamayan ve giderek artan nefes darlığı, özellikle 50-60 yaş üzerindeki kişilerde değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Bu durumlarda tanı için sadece akciğer filmi yeterli olmamaktadır. Solunum fonksiyon testleri, yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (HRCT) önerilir. Uluslararası kılavuzlar, tanının deneyimli göğüs hastalıkları, radyoloji ve gerektiğinde patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle konulmasını önerir” diye konuştu.

Akciğer neden sertleşiyor?

Pulmoner fibrozisin tek bir hastalıktan ibaret olmadığını ifade eden Prof. Dr. Servet Kayhan, “Akciğerde fibrozis farklı nedenlerle gelişebilir. Bazı hastalarda neden; romatizmal ve bağ dokusu hastalıkları, bazı ilaçlar, radyoterapi, çevresel veya mesleki maruziyetler, kuş ve küf gibi organik maddelere uzun süreli maruziyetler olabilir. Bazı hastalarda ise neden bulunamaz. Bu durumda “idiopatik pulmoner fibrozis” söz konusu olur. Sigara kullanımı da önemli bir risk faktörüdür. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme sıklığı artar ve IPF özellikle ileri yaş grubunda daha sık ortaya çıkar. Bazen de genetik yatkınlık rol oynar” dedi.

Hastalık ne kadar yaygın?

Pulmoner fibrozis ve özellikle IPF’nin, nadir hastalıklar arasında değerlendirildiğini ancak dünya genelinde görülme sıklığının sanıldığından yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Servet Kayhan şunları söyledi: “Çalışmalar, Avrupa ve Kuzey Amerika’da yıllık IPF insidansını yaklaşık 100 binde 0,9-9 vaka aralığında bildirmişti. Türkiye’de de hastalıkla ilgili hasta kayıtları ve çalışmalar bulunuyor; ancak Türkiye için tüm toplumu temsil eden, güncel ve tek bir ulusal prevalans rakamı vermek doğru değil. Bu nedenle “Türkiye’de kesin olarak şu kadar hasta var” demek yerine, hastalığın nadir fakat klinik açıdan önemli bir hastalık grubu olduğunu belirtmek gerekiyor.”

Her akciğer fibrozisi aynı değil

Son yıllarda dikkat çeken kavramlardan birinin progresif pulmoner fibrozis (PPF) olduğunu anlatan Prof. Dr. Servet Kayhan, şu bilgileri verdi: “Bazı hastalarda başlangıçta farklı bir interstisyel akciğer hastalığı bulunur. Örneğin bağ dokusu hastalıklarına bağlı akciğer tutulumu veya başka interstisyel akciğer hastalıkları söz konusu olabilir. Ancak bu hastalıkların bir bölümünde zaman içinde fibrozis ilerleyebilir. Günümüzde yaklaşım yalnızca “Hastanın hangi hastalığı var?” sorusuyla sınırlı değil. “Akciğer dokusundaki fibrozis ilerliyor mu?” sorusu da tedavi kararında büyük önem taşır.”

Tedavide amaç ilerlemeyi önlemek

Pulmoner fibrozisin tedavisinin hastalığın nedenine ve tipine göre değiştiğine değinen Prof. Dr. Kayhan şu bilgileri aktardı: “İdiopatik pulmoner fibroziste, hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmayı hedefleyen antifibrotik tedaviler kullanılır. Bu ilaçlar oluşmuş yara dokusunu ortadan kaldırmaz ama akciğer fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla kullanılır. Dolayısıyla hastaların “İlaç başladım, akciğerim tamamen düzelecek” şeklinde bir beklentiye girmemesi gerekir. Tedavide hedef, mevcut akciğer fonksiyonunu uzun süre korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır.”

Yeni bir ilaç

Pulmoner fibrozis alanında yeni ilaç çalışmalarının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kayhan, “FIBRONEER-IPF çalışmasında fosfodiesteraz-4B’yi hedefleyen yeni bir ilaç değerlendirildi. Çalışmada ilacın, 52 hafta sonunda akciğer fonksiyonundaki düşüşü azaltabildiği gösterildi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ilacı onayladı” dedi. Pulmoner fibroziste en kritik konulardan birinin erken teşhis olduğuna dikkat çeken Kayhan, şunları söyledi: “Nefes nefese kalan; uzun süren kuru öksürüğü bulunan; açıklanamayan halsizlik ve efor kapasitesinde düşüş yaşayan kişilerin şikâyetlerini yalnızca yaşa veya kondisyon kaybına bağlamaması gerekmektedir. Çünkü akciğerde oluşan fibrotik değişiklikler bir kez yerleştiğinde geri dönüşü her zaman mümkün olmamaktadır. Tedavide önemli ilerlemeler kaydedilmiş durumdadır.”

Kaynak :
milliyet.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: